Doğu Akdeniz krizi ve '3 trilyon dolarlık pasta'da Türkiye'nin tarihi adımları!

Akdeniz'de neler yaşanıyor? Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşma ne anlama geliyor? Bu anlaşmanın uluslararası hukuk bağlamında geçerliliği nedir? Yunanistan'ın anlaşmayı NATO'ya götürmesi ne anlama gelir? İşte tüm detayları ile Akdeniz krizi...

Doğu Akdeniz krizi ve '3 trilyon dolarlık pasta'da Türkiye'nin tarihi adımları!

Akdeniz'de neler yaşanıyor? Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşma ne anlama geliyor? Bu anlaşmanın uluslararası hukuk bağlamında geçerliliği nedir? Yunanistan'ın anlaşmayı NATO'ya götürmesi ne anlama gelir? İşte tüm detayları ile Akdeniz krizi...

Doğu Akdeniz krizi ve '3 trilyon dolarlık pasta'da Türkiye'nin tarihi adımları!
09 Aralık 2019 - 11:12


Aslında bugün gelinen noktada had safhaya çıkan gerilimin omurgasını; Güney Kıbrıs'ın 2003 yılında Mısır, 2007’de Lübnan ve 2009’da İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları imzalaması oluşturmaktadır. Zira Rum yönetimi bu anlaşmalar ile Türkiye’nin batı kıta sahanlığını ihlal etmiş ve ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin rızası alınmadan gerçekleştirerek Kuzey Kıbrıs'ın hakları yok saymıştır.


Bu anlaşmaların ardından ise Güney Kıbrıs'ın daveti ile Akdeniz'e kıyısı olan İsrail'in 2009 yılında Doğu Akdeniz'de büyük hidrokarbon-doğalgaz kaynakları keşfetmesi krizin boyutunu daha da artırmıştır. Zira bu keşif tabir yerinde ise bölgenin enerji kaynakları açısından çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.


Keşfin hemen ardından yani son 10 yılda, Doğu Akdeniz'de siyasi dengeler ve uluslararası ilişkiler de bu minvalde fazlasıyla değişmiştir. İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ın arasındaki stratejik yakınlaşma, ABD ve Fransa gibi ülkelerin desteklemesi ile daha da ön plana çıkmıştır.


MESELE SADECE ORADAKİ REZEVLER Mİ?

Olduğu tahmin edilen ölçüdeki rezevler elbette ki büyük bir krizi tetikleyecek derecede önemli. Fakat krizin tek boyutu sadece burası değil. Diğer bir mesele ise İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki yapılmak istenen "EastMed" Boru Hattı projesi...

EastMed, İsrail ve Kıbrıs üzerinden, Yunanistan ve AB'nin bir çok ülkesine yılda 10 milyar küp doğal gaz taşınması planlanan, İsrail'in ifadesi ile "megaproje"...

Tabii, EastMed projesinin gerçekleşmesinin önündeki engel sadece Türkiye değil, gerek İsrail gerekse ekonomik anlamda çökmüş olan Yunan medyasına yansıyan bilgilere göre bu projenin maliyetinin de nasıl karşılanacağına dair henüz somut bir adım atılamadı...

Fakat bu proje henüz krizin merkezinde yer almıyor. Bu nedenle kısaca varlığından söz ederek geçiyorum.


KISACA NELER YAŞANDI?

Türkiye, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin egemenlik haklarını hiçe sayan bu anlaşmaların o tarihten itibaren yok hükmünde olduğunu ve dolayısıyla bu anlaşmalara binaen yapılacak hiçbir işlemi tanımayacağını sürekli dile getirmiştir.. Türkiye 2003 yılından itibaren bu itirazlarını BM kayıtlarına da geçirmeyi ihmal etmemiştir.

Güney Kıbrıs'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni yok sayarak verdiği ruhsatlar ile özellikle son dönemde bölgede sondaj çalışmaları artmaya başlaması ise Türkiye'yi fiili olarak harekete geçirmiş ve bu duruma Türkiye attığı adımlar ile tabir yerinde ise dur demiştir.

Türkiye öncelikle Rumların tek taraflı tutumuna karşılık KKTC ile 2011'de Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması imzaladı. Bu anlaşma uluslararası hukukta örnekleri olan anakara maddesini ve garantör ülke olma maddelerini yürürlüğe soktu.

Bu adımların ardından ise bilindiği üzere son dönemde yaşanan itiraz ve tehditlere rağmen Türkiye geri adım atmamış ve sondaj gemilerini göndererek gerek Türkiye'nin gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarını korumuştur.


TÜRKİYE'NİN LİBYA HAMLESİ NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye’nin Libya ile deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmayı imzalaması büyük bir stratejik hamle olarak nitelendirilmelidir.

Anlaşmayla Türkiye'nin Marmaris-Fethiye-Kaş kıyı hattından Libya'nın Derne-Tobruk ve Bardiyah kıyı hattına uzanan deniz alanları, iki ülkenin kıta sahanlığı olarak belirlendi.

Ankara açısından anlaşmanın en önemli tarafı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının Yunanistan dışında kalan batı sınırının belirlenmesidir. Diğer bir husus, Türkiye bu anlaşmayla, Doğu Akdeniz’de ortay hattın ters tarafında kalan adaların karasuları dışında deniz yetki alanı olamayacağını uluslararası hukuka uygun bir şekilde ortaya koymasıdır.

Bu sayede Türkiye, Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin tek taraflı adımlarla yaratmaya çalıştıkları oldu bittilere müsaade etmeyeceğini göstermişdir.


ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE TÜRKİYE HAKLI


Libya ile yapılan anlaşmada Türkiye ve Libya ana karalarının Akdeniz’e bakan cephelerinin uzunluğu esas alındı. Bu nedenle; Yunanistan’ın Girit ve Rodos adalarını bahane ederek anlaşmaya karşı çıkmasının uluslararası hukukta karşılığı bulunmuyor.

Türkiye bu hamlesi ile; uluslararası hukuk anlamında Güney Kıbrıs, Mısır, İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'yi devre dışı bırakma planlarını suya düşürdü.

Türkiye bu hamlesi ile; Akdeniz'in batısında kendi münhasır ekonomik bölgesini belirledi ve 41 bin kilometre karelik bir alanda söz sahibi oldu.

Türkiye bu hamlesi ile; Yunanistan'ın Girit, Rodos gibi adalarını esas alarak ayrı kıta sahanlıkları iddiasını ve planını uluslarası hukuk minvalinde devre dışı bıraktı.

Türkiye bu hamlesi ile; ABD, İsrail, ve bir çok AB ülkesinin itirazlarını devre dışı bıraktı.


BUNDAN SONRA NELER YAŞANABİLİR? SONUÇ

Her şeyden evvel Türkiye’nin Doğu Akdeniz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 2003 yılından beri tutarlı, istikrarlı ve kararlı bir politika izlediğinin altını çizmek gerekiyor.

Türkiye tutarlı ve kararlı bir biçimde izlediği bu politikanın meyvelerini bugün toplamaktadır. Doğu Akdeniz’de, Türkiye’ye yönelik yapılmaya çalışılan yalnızlaştırma ve kuşatma şeklindeki tüm siyasi, askeri ve iktisadi girişimler bu kararlılık ve atılan adımlar sayesinde boşa çıkarılmış oldu.

Yunanistan önümüzdeki günlerde NATO’dan destek isteyeceklerini, çünkü NATO üyesi Yunanistan’ın açık bir şekilde uluslararası hukukunun çiğnendiğini ifade etmektedir. Yunanistan’ın iddiasına göre, “deniz yetki alanlarını tespit eden anlaşmalar sadece komşu ülkeler arasında imzalanabilir; oysa Türkiye ile Libya’nın komşuluğu yoktur ve bu yüzden mutabakat muhtırası deniz hukuku sözleşmesine aykırıdır.”

Fakat Yunanistan'ın bu söylemi kendi ayağına sıkmaktan ileri gitmeyecek ve Güney Kıbrıs adına yaptıkları anlaşmalarında sorgulanmasına yol açacaktır.


Türkiye, Doğu Akdeniz’de, şirketlerin verdiği ortalama rakamlara göre Türkiye’nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak 3 trilyon dolarlık doğalgaz rezervler için diplomatik sürecin nasıl işletileceğine ve ülkenin haklarının nasıl korunacağına dair tabir yerinde ise bir tarih yazmıştır.




         Adem KILIÇ

Stratejist/Siyaset Bilimci








Bu haber 146 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
stats
Engelleyiciyi kapattım!